Ben Simpsons izleyicisi değilim. Hatta hiç izlemedim.
Ama insan bazı şeyleri üst üste görünce dönüp bakıyor. Mecburen.
Çünkü artık mesele “aa ne ilginç tesadüf” seviyesini geçti. Dünyada saçma sapan bir olay oluyor, ardından internetten biri bir Simpsons karesi çıkarıp önüne koyuyor: “Bak, bunu da bilmişler.” Bir kere olsa dersin ki rastlantı. İki kere olsa “hadi canım” dersin. Ama bu iş tekrar ettikçe insanın aklına başka bir ihtimal geliyor:
Bunlar gerçekten kahin mi?
Yoksa insanlık artık fazlasıyla tahmin edilebilir bir saçmalık seviyesine mi ulaştı?
Ben ikinci ihtimali daha kuvvetli buluyorum.
Çünkü burada mesele geleceği görmek değil. Mesele insanı tanımak. İnsanı biraz tanıyan biri zaten şunu bilir: Güç delisi çıkar. Saçmalık ciddiyet diye pazarlanır. Apaçık komedi olan şey, bir süre sonra resmî açıklama tonuyla anlatılır. Sonra da birileri çıkıp buna “vizyon” der.
Şaşırıyor muyuz?
Sözde şaşırıyoruz.
Mesela Trump meselesi… Adamlar zamanında belli ki “Böyle bir tip günün birinde başa gelse memleket ne hale gelir?” diye taşlamasını yapmış. Sonra Amerika çıkıp bu şakayı alıp gerçek hayatta uygulamış. Burada Simpsons’ın marifeti geleceği görmek değil bence. Asıl marifet, bir toplumun nasıl olup da kendine rağmen hareket edebileceğini çok erken çözmüş olmaları.
Adamlar taşlama yapıyor,
dünya bunu kullanım kılavuzu sanıyor.
Türkiye tarafı ise bambaşka bir eğlence seviyesi. Çünkü bizde olay yalnızca “Simpsons bunu da bildi” diye kalmıyor. Biz meseleyi yerelleştiriyoruz. Biraz sosyal medya gazı, biraz felaket merakı, biraz da “birileri önceden söylemiş olsun da içimiz rahat etsin” isteği… Ortaya tam bize uygun bir kehanet kültürü çıkıyor.
Bir olay oluyor.
Ardından internette sarı bir kare dolaşmaya başlıyor.
Birisi “abi yine bilmişler” diyor.
Bir başkası “zaten bunlar boş dizi değil” diye ekliyor.
Beş dakika sonra yeni kehanet memlekete hayırlı olsun.
Bizde kehanet üretimi neredeyse organize sanayi gibi çalışıyor.
Ama işin en komik tarafı şu: Eğer Simpsons gerçekten Türkiye’yle ilgili özel bir bölüm çekseydi, eminim kimse yadırgamazdı. Hatta bazı sahneler o kadar tanıdık gelirdi ki insan “Bunlar not mu aldı acaba?” diye düşünürdü.
Mesela gözünün önüne getir. Springfield’da belediye başkanı çıkmış, halka açıklama yapıyor. Ortalık karışmış, insanlar ne olduğunu anlamaya çalışıyor, ama başkan son derece ciddi bir ifadeyle mikrofona eğilip şöyle diyor:
“Bu durum çokomelli.”
Bak, bu cümleyi bir çizgi film karakteri kursa güler geçersin.
Gerçek hayatta duyunca ise bir süre boşluğa bakıyorsun.
Çünkü bizde bazen cümlenin ne anlama geldiği o kadar da önemli değil. Önemli olan, söylenirken ne kadar ciddi durduğu. İçeriği boş olabilir, mantığı sakat olabilir, kelimenin kendisi zaten başlı başına acayip olabilir… Ama yeter ki özgüven tam olsun. Nasıl olsa birileri çıkıp “vardır bir bildiği” diyor.
Bir başka sahnede de Bay Burns halkın karşısına geçmiş, memlekette hiçbir sorun yokmuş gibi millete bakıp telkin veriyor:
“Gözlerime bak… gözlerime bak…”
Arka planda kasaba dağılmış, raflar boşalmış, millet olan biteni anlamaya çalışıyor ama Burns hâlâ bakış terapisiyle kriz yönetiyor. İşte o an Homer’ın kenardan donut yerken şunu söylemesi gerekir:
“Ben gözlerine baktım ama fatura yine geldi.”
Şimdi söyleyin, böyle bir sahne Simpsons’ta olsa kim “abartmışlar” diyebilir? Bizim yaşadığımız bazı şeylerin parodiye dönüşmesi için ekstra çabaya bile gerek yok. Zaten yarısı hazır geliyor.
Galiba bu yüzden bana Simpsons meselesi kehanetten çok karakter analizi gibi geliyor. Adamlar geleceği bilmiyor olabilir ama insanın zaaflarını biliyorlar. Toplumların nasıl kolay kandırıldığını, güce nasıl çabuk teslim olduğunu, saçmalığın nasıl ciddiyet ambalajına sarılıp millete sunulduğunu iyi görüyorlar.
Gerisi zaten kendiliğinden geliyor.
Birileri saçma bir şey söylüyor.
Birileri onu alkışlıyor.
Birileri eleştireni abartılı buluyor.
Sonra olan oluyor.
Ardından internetten sarı bir kare çıkıyor.
Biz de oturup “vay arkadaş, yine bilmişler” diyoruz.
Belki de Simpsons’ın sırrı tam olarak bu.
Geleceği görmeleri değil, insanlığın ne kadar kolay karikatüre dönüşebileceğini erkenden fark etmiş olmaları.
Çünkü dürüst olalım: Gerçek hayat son yıllarda parodiye yetişmeye çalışmıyor artık; yer yer parodiyi geçiyor. Eskiden bir şeye “bu ancak çizgi filmde olur” derdik. Şimdi tam tersini söylüyoruz: “Bu olduysa bunun kesin bir Simpsons bölümü vardır.”
Yani mesele sarı aile değil.
Mesele biziz.
Onlar belki sadece abarttı.
Biz gidip o abartıyı normal hayat yaptık.
O yüzden ben Simpsons’a kahin demem.
Gerek de yok.
Daha kötüsü var çünkü:
Adamlar insanı tanıyor..
