Bir Değişik İnsan

Bir Değişik İnsan

Hani derler ya 70 milletten insan tanıdım diye, ben o gruptanım ama laf olsun diye değil harbiden tanıdım hatta tanımakla kalmadım beraber okudum, çalıştım, sosyalleştim. Kısaca bu insanlarla farklı ortamlarda bulunarak kişilikleri, hayata bakışları, olayları ele alışları ve değerlendirmelerini gözlemleme fırsatım oldu. Çok değişik insanlar ne yalan söyleyeyim.

Bize hiç ama hiç uymuyorlar.

Çok ilginçtir adamlar geçmişe takılıp kalmıyor. Geçmiş geçmiştir onlar için. Anlamsız geldi bana o zamanlar. İnsan neden geçmişi unutur ki? Ders al, hatalarından bir şeyler öğren değil mi? Otur konuş, anlat, neden öyle yaptığını, neden öyle dediğini, neden suçlunun sen değil de diğeri olduğunu anlat ki insanlar öğrensin değil mi?

Değil… Onlarda bu işler öyle olmuyormuş meğer.

Nereden bilebilirdim ki?

Bize caanım yurdumda çok farklı öğrettiler halbuki.

İlk eğitim kurumumuz nedir bizim?

Aile değil mi?

Aileden öyle öğrenmedik mi? Dayı, amca, hala, teyze artık hangisinin sırasıysa o gelir eve ve başlar anlatmaya. O öyle dedi de, bu böyle yaptı da, sonra ben ona dedim ki… uzarda uzar. Sonra hooop başa sarar ve yeniden başlanır anlatılmaya. Neden? Çünkü karşısındaki geri zekalıdır bir kerede anlamaz, emin olmak için bir kere daha anlatmak lazım, hatta her gördüğünde anlatmak lazım ki anlasın senin haklı olduğunu. Hatalı hep ötekidir, anlatanda hiç hata yoktur çünkü, doğanın kuralıdır bu. Kim daha çok anlatır ve konuşursa haklı odur, öyle öğrenilmiştir aileden.

Yetmiş milletten insanla tanıştım, yaşadım, okudum, sosyalleştim demiştim ya vallahide billahide tillahide Allah için biri kalkıp da bana geçmişte yaşadığı bir olayı bırak ağdalı ağdalı anlatmayı, kısa mesaj şeklinde bile özet geçmedi.

Neden biliyor musunuz?

Çünkü her ne haltsa o, yaşanmış ve bitmiş. Herkes kendi yoluna gitmiş, kendi hayatlarını yaşamaya devam etmişler. O yaşadıkları her neyse benimle uzaktan yakından bir alakası olmadığı için de bahsetme gereği duymamışlar. İyi ki de öyle olmuş.

Geçmişi geçmişte bırak. Bırakamazsan gittiğin her yere seninle gelir, hayatının her anında vücuduna yapışmış sülük gibi yanında taşır, kanını emmesine, seni yiyip bitirmesine müsaade edersin. Konuyla hiç alakası olmayan insanların üstüne kendi çöplerini bırakıp durursun. Sen belki anlattıklarınla kendinin ne kadar haklı ve doğru olduğunu ifade ettiğini zannedersin ama karşınızdakinin aklından geçen ‘banane birader‘ dir.

Ya arkadaş, iki kişi arasında yaşanan olay üçüncü şahıs için çöp bilgidir çöp… Bunu bir öğrenin artık. Haklılığının ya da haksızlığının olayı ne kadar çok anlattığınla uzaktan yakından alakası yoktur. Aksine, insan psikolojisi ve konunun uzmanlarına göre ‘geçmişte yaşanan bir olayın sürekli dile getirilmesi’nin farklı sebepleri varmış ama bunlardan en korkunç olanı da neymiş biliyor musunuz?

NARSİST KİŞİLİK BOZUKLUĞU.

Haydi geçmiş olsun…

Bir Narsist İle Başa Çıkmanın 17 İpucu.

Bir Narsist İle Başa Çıkmanın 17 İpucu.

Rahat bir yere oturup kendinizi güzelce yerleştirin ama öncesinde sert bir kahve yapın, en koyusundan demli çay bile kesmeyecek sizi, çünkü genel özelliklerine baktığımızda toplumun büyük bir çoğunluğunda varmış gibi gözüken ama sadece %7-7.5’luk bir kısmını derinden etkileyen NARSİST KİŞİLİK BOZUKLUĞU’nun derin sularına dalıyoruz.

Derin dediysem laf olsun diye söylemedim, öyle böyle değil, yeryüzünün en derin noktasından daha derin bir konunun içerisine dalıyoruz.

Bir narsistle yaşamak zordur. Özellikle de onunla yaşamak zorundaysanız ve ayrılmak, uzaklaşmak, kurtulmak gibi bir şansınız yoksa ve narsistle başa çıkmanın yollarını bilmiyorsanız, bu durum insanı içten içe yiyip bitirir, kemirir, iliklerine kadar sömürür, içinizi kurutan kanserli hücre gibi her noktanıza yayılır ve sizi ele geçirir.

Narsist biriyle başa çıkmanın en iyi yolu, erken teşhisle birlikte narsisizmi anlamak hatta hatmetmek, belli bir düzeyde kabullenmek, kesinlikle destek almak, net ve kesin sınırlar koymaktan geçiyor. Ne kadar zor olursa olsun duygusal dünyanızı ve ruh halinizi, her türlü provokasyona, zorlayıcı, baskıcı, kışkırtıcı davranışlarına rağmen, nasıl koruyacağınızı çok iyi öğrenmeniz gerekiyor.

Derin sulara doğru ilerlemeden önce bütün bildiklerinizi unutun, bardağı boşaltın, zihninizde yer açın petabyte’lık1 bilgi geliyor.

Öncelikle Narsist ve Narsistik Kişilik Bozukluğunu kısaca tanımlayalım.

Narsist Ne Demek?
En basit anlatımıyla narsisizm ‘özseverlik’tir. Türk Dil Kurumu narsisizmi “kişinin kendi bedensel ve ruhsal benliğine karşı duyduğu hayranlık ve bağlılık” olarak tanımlar. Narsisizm, birçok özelliğin (kendini beğenmişlik, ukalalık, aşırı alınganlık, çok bilmişlik) bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Her ne kadar bu özelliklerin, toplumda birçok kişinin karakterinde yer aldığı bilinen bir gerçek olsa da; bu özelliklerin tamamını veya bir kısmını taşıdığını düşündüğümüz insanlar narsist olmayabilir.

Narsistik Kişilik Bozukluğu Nedir?
Narsisizmin ileri boyutu tıpta, ‘Narsistik Kişilik Bozukluğu’ olarak adlandırılır. Narsist kişilik bozukluğu, kişinin birçok alanda herkesten daha iyi olduğunu düşündüğü, en fazla kendini beğendiği-sevdiği psikolojik bir bozukluktur.

Narsistik Kişilik Bozukluğu, öncelikle aşırı şişirilmiş bir ego2, başkalarının duygularını önemsememe ve kişinin, kendisinin herkesten daha önemli olduğuna inanması yoluyla sergilenen, (kibarcası) ruh sağlığı bozukluğudur, halk dilinde ruh hastalığıdır. Narsistler dikkatleri üzerlerine çekmeyi severler ve ciddi anlamda takdir edildiklerine ve toplumda çok saygın olduklarına inanırlar. Ben demiyorum, konunun uzmanları diyor bütün bunları.

Narsistik kişilik bozukluğunun yaygın belirtileri şunlardır:

Abartı derecesince kendini önemseme duygusu: Narsistler kendi isteklerinin başkalarınınkinden daha önemli ve değerli olduğuna inanırlarmış. Kendi başarılarını alkışlar ve başkalarının başarılarını küçümserlermiş.
Empati eksikliği: Ciddi empati eksikliği. Bunun sebebi olarak da, genellikle, kendilerinden başka kimsede duygu olduğuna inanmamaları geliyormuş.
Başkalarını sömürmek: Narsistler insanları, kullanıp işleri bittikten sonra kenara atılacak araçlar olarak görürlermiş. Amaca hizmet etmediğinize inandığı an, müsait bir yol kenarında sizi bırakıp, yoluna devam edermiş narsist birey.
Hak sahibi olma duyguları: Narsistlerin eşitlik anlayışı yokmuş ve herkesten daha fazlasını hak ettiklerine inanırlarmış.
Sürekli takdir edilme ihtiyacı: Israrcı olmaları, sürekli ilgi ve hayranlık beklentisinde olmaları belirtilerden birisiymiş.
Başkalarını kıskanmak: Başkalarının kendilerini kıskandığına inanma ihtiyacı duyarlar ve kıskandıkları kişileri gölgede bırakmak için her yolu denerlermiş.
Kibir: Narsistler başkalarına çok az saygı gösterirlermiş ve egolarını(*) şişirecek gösterilere katılırken tanımadıkları insanları ve arkadaşlarını aşağılarlarmış.
Yazının başında ufak bir ara verelim ve yukarda sıralanan 7 maddenin kaç tanesini yakın çevremizde gördüğümüzü bir düşünelim. Hatta, bizde de kaç tanesi var ona da bir bakalım sonra bir yere not edelim. Daha sonra döneceğiz buna.

Devam…

Bir Narsistle Yaşamak İçin 17 İpucu:
Bir narsistle yaşayan biri için, onunla nasıl yaşanacağını öğrenmek imkansız gibi gelebilir. Ancak, bir narsistle başarılı bir şekilde yaşamak için, konunun uzmanlarına göre öncelikle kendinizi narsisizm ve narsistlerin başkalarına zarar verirken kullandıkları klasik davranışlar konusunda eğitmeniz gerekiyor.

Bu birincil farkındalık düzeyine sahip olmak, kalıpları anlamanıza, davranışları tahmin etmenize yardımcı olabilirmiş. Burası çokomelli, “uygulamak üzere kesin ve net sınırlar belirlemeniz” son derece önemliymiş.

  1. Narsisizm Hakkında Bilgi Edinin
    Eğer bir narsistle yaşıyorsanız, narsisizmi ve etkilerini öğrenmek, okumak ve anlamak için zaman harcamanız gerekiyor. Kişi tüm kriterleri karşılamasa bile, Narsistik Kişilik Bozukluğu’nun belirli özelliklerini bilmek her açıdan yararlı olabilirmiş. Sosyal medya dahil olmak üzere “narsisizm kavramı” ana akım medyada da karşımıza sıkça çıkıyor artık. Yaşadıklarınızı tanımlayacak bilgiye sahibi olmanızın, içinde bulunduğunuz durumda, kendinizi güçlü hissetmenize yardımcı olacağına inanıyor konunun uzmanları. Yani farkındalık.
  2. Ortak Davranışlarını Öğrenin
    Bir kişi hakkında ne kadar çok şey bilirseniz, onunla başa çıkmak için daha avantajlı konuma sahip olursunuz. Farklı narsist tipleri, hayatlarının her alanında sergiledikleri, “kendileriyle övünme, haklılık duygularını ifade etme ve başkalarını aşağılama” gibi çeşitli özellikleri paylaşıyorlarmış. “Belirti” işaretlerini bilmeniz, etkili bir şekilde yanıt vermenize ve bir narsistle yaşamaya daha iyi hazırlanabilmenize yardımcı olur diyor uzmanlar.
  3. Gaslighting Davranışlarını Tanımlama
    Narsistik gaslighting, narsistlerin, insanların kendilerini ve gerçeklerini sorgulamalarını sağlamak için kullandıkları bir psikolojik istismar şekliymiş. Gaslighting’i tespit etmek zor olabilirmiş çünkü çok kurnazca yapabilirlermiş. Örneğin, bir narsist söylediği bir şeyi inkâr edebilir veya sorunun sizde olduğunu göstermek için aşırı tepki verdiğinizi söyleyebilirmiş. Narsist olduğunu düşündüğünüz biri için kendinize şu soruyu soracakmışsınız: “Beni aptal, dramatik ya da unutkan olduğuma ikna etmeye çalıştığı için kendimden şüphe ettiğim oluyor mu? Tüm sorunlara neden olanın ben olup olmadığımı hiç merak ettim mi?“ Eğer öyleyse, gaslighting yaşıyor olabilirmişsiniz.
  4. Olumlu Davranışları Övün ve Destekleyin
    Narsistler, genellikle kişilik eksikliklerinin farkında değillermiş. Bununla birlikte, narsiste değişimi teşvik etmek için bazı temel davranış şekillendirme tekniklerini kullanabilirmişsiniz. Narsiste iltifat edin ve destekleyici davranışlarda bulunduğunda veya yardım ettiğinde bunu takdir ettiğinizi bilmesini sağlayın diyor uzmanlar. Yani, ev işinde yardım mı etti? Teşekkür edin, sayende çabuk bitti, sen olmasan zor olurdu gibi, ağzınız laf yapsın diyorlar. Olumlu davranışları ödüllendirerek bu davranışların devam etme olasılığını artırabilirsiniz çünkü pohpohlama ve övgü narsisti beslermiş. Başkalarının hayranlığıyla ilişkilendirilen eylemler, devam etmeye daha yatkın olacakları eylemlerdir diyor uzmanlar. Meali, eğitmeye çalıştığınız köpeğiniz, istediğiniz bir şeyi yaptığında nasıl ödül maması veriyorsunuz, narsistin ödül maması da taktir ve beğenilme duygularını beslemek.
  5. Paylaştığınız Bilgileri Sınırlamayı Öğrenin
    Normal yaşantınızda dahi özel veya kişisel olan her türlü bilgiyi korumak önemliyken bir narsistle beraberseniz bu daha da önemli hale geliyor. Bir narsist, size zarar vermek veya kendinizi ona borçlu hissetmenizi sağlamak için, hayatınızla ilgili gizli ayrıntıları kötüye kullanabilir. Bazı insanlar bir narsistle yaşamak için “temassız” bir yaklaşımı benimser. Yani ‘Bana uzak ol Allah’a yakın’ düsturu. Böyle bir şey mümkün değilse ‘mümkün olduğu kadar’ uzak durmakta fayda var. Sizinle ilgili çok özel bilgilere ulaşmasını, öğrenmesini engellemeniz gerekiyor. Bunun yolu da ne kadar az temas o kadar az bilgi akışından geçer.
  6. Sınırlarınızı Çizin
    Sınırlar, bir narsistle yaşarken, kendinizi narsistik istismarın zarar verici etkilerinden korumak için çok önemliymiş. Bir durum hakkında sürekli olarak kırgın, kızgın veya üzgün hissediyorsanız, sağlıklı sınırlar belirlemenizde fayda varmış. Sınırlar, fiziksel, duygusal, dijital veya finansal olabilir. Tartışmaya açık olmayan sınırlarınızın neler olduğunu önce sizin bilmeniz gerekiyor ki bu sınırları sağlıklı bir şekilde belirleyebilin. Bana göre bu çok önemli. İkinci önemli konu da bu sınırları net ve kati bir şekilde narsiste söyleyebilmenizden geçiyor.
  7. Sınırları Tutarlı Bir Şekilde Uygulayın
    Sınırlarınızı belirtmek önemli bir şey elbette, onu yazdık az önce. Durmadan, usanmadan o sınırlar aşılmaya çalışılacak ve başaracak da. İşte böyle bir durumda sizin net tavır sergilemeniz gerekiyor ki o sınırlar varlığını ve geçerliliğini koruyabilsin. Yoksa her seferinde o sınırlar geçilecek, istediğini elde edecek ve sözlerinizin hiçbir öneminin olmadığını öğrenecek. Hayatınızdaki narsiste, sınırı çiğnemenin sonuçlarını mutlaka açık ve net bir şekilde belirtin. Örneğin, size isim takılmasını kabul etmiyorsanız, bunun karşılığı odadan çıkmak ve konuşmayı bitirmek olabilir diye örneklemiş konunun uzmanı ama benim yöntemim çok daha farklı olabilirdi bu konuda, karşınızdaki narsiste göre doğru olanı siz bulacaksınız.
  8. Duygusal Öfke Nöbetlerinden Uzak Durun
    Narsisizm genellikle yoğun duygular ve öfke ile aynı anda ortaya çıkarmış. Maalesef, sizin ve sevdiğiniz insanların bu dramaya kanması çok kolay oluyor. Böyle bir durumda drama sahnesini etkisiz kılacak yöntemler, söylemler bulmanız gerekiyor. Öfke nöbetlerini veya patlamaları kişiselleştirmeyin, üstünüze alınmayın. Duygusal patlamalarını, sizin karakterinizin doğrusal bir yansıması olarak değil, kendi ifadeleri olarak etiketleyin diyor uzmanlar.
  9. Eleştirilerini Nasıl Görmezden Geleceğinizi Öğrenin
    Hiç kimse eleştirilmekten hoşlanmaz. Ancak narsistler egolarını() başkalarını eleştirerek ve yargılayarak beslerlermiş. Bir narsistle yaşarken, sizi eleştirdiğinde, hakaretlerini içselleştirmeyin veya savunmaya geçmeyin diyor konunun uzmanları. Sakin bir şekilde “Ne dediğini anlıyorum ama ben aynı fikirde değilim” ya da “Olayları senin gördüğün gibi görmüyorum ve bu sorun değil” gibi bir yanıt verin diyor uzmanlar. Canım uzmanlar, okumuş insanlar, kibar insanlar ne de olsa. Ama ne yaparsanız yapın narsistle tartışmaya girmeyin ve üzüldüğünüzü görmesine izin vermeyin. Soğukkanlı ve sakin kalarak, egolarını() beslemekten veya onlara tartışmayı uzatma şansı vermekten kaçınmış olurmuşsunuz, yani iplemeyin diyor uzmanlar.
  10. Kendinizi Suçlamaktan Kaçının
    Narsist kişiler eylemleri konusunda kişisel sorumluluğu kabul etmekte zorlanırlarmış, aslında sorumluluğu kabul edenine hiç rastlamadım ben. Bunun yerine, genellikle suçu başkalarına yükler ve yanlışlarını kabullenmekten kaçınırlar. Sonuç olarak, bir narsistle yaşıyorsanız bir süre sonra her musibetin sorumlusu olarak kendinizi görmeye başlarsınız. Kendinizi suçlamaya başladığınız anda narsistik davranışı daha da güçlendirir ve öz saygınızı zedelersiniz. Kendinize ve olaylara karşı objektif bakmaya çalışın, yani kendinizi hemen suçlamayın, durun bir düşünün. Olaylar sizin hatanız olmadığında, sorumluluk almaktan kaçının, kabullenmeyin.
  11. Nasıl Pazarlık Yapılacağını Öğrenin
    Narsistler, başkalarını manipüle etme konusunda son derece uzmanlaşmışlardır. Bununla başa çıkmak, güçlü bir müzakereci olmanızı gerektiriyor maalesef, ağzınızın iyi laf yapması lazım. “Mutlaklarınızı” tanıyın ve mümkün olan yerlerde uzlaşmayı planlayın, hep kazanmaya oynamayın, başaramazsınız. Bazen, egolarına(*) oynamak faydalı olabilir.
  12. Büyük Vaatlere Karşı Dikkatli Olun
    Muhtemelen, narsistten gelecekle ilgili çeşitli heyecan verici ve güzel vaatler duymuşsunuzdur. Zaman zaman bu sözler size gerçekçi ve cazip gelmiştir veya gelecektir. Özellikle de ilişkiyi yürütmeye kararlı hissediyorsanız, bunlara yürekten inanmak isteyeceksiniz. Ancak dikkatli olun. Bu kişilerin genellikle değişimler ve iyileştirmeler yapmak konusunda “ağızları iyi laf yapar”. Sizi işlerin düzeleceğine ikna ettiklerinde, bütün motivasyonlarını kaybederler. Değişimin, vaatler veya gelecekteki iddialarla değil, eyleme geçirilebilir davranışlarla ölçüldüğünü unutmayın, unutturmayın.
  13. Duygusal İhtiyaçlarınızı Karşılamaya Odaklanın
    Önemli olmadıklarına inandığınız için ihtiyaçlarınızı bastırıyor, inkâr ediyor veya tanımlamaktan kaçınıyor musunuz? Eğer öyleyse, bunu değiştirmenin zamanı geldi de geçiyor. Başkalarının ihtiyaçlarını karşılamaktan yorulmuş hissedebilirsiniz. Ancak, kendi arzularınızı ve değerlerinizi feda etmek genellikle tükenmişliğe ve kızgınlığa yol açar. Bunun yerine, önceliklerinizi yeniden değerlendirmeye çalışın ve sizin için önemli olan şeyleri geliştirmek için çaba harcayın diyor uzmanlar. Yani, “bırakın başkalarını mutlu etmek için uğraşmayı, siz ne istiyorsunuz, ona odaklanın biraz” diyorlar.
  14. Öz Bakım Çalışması Yapın
    Özbakım, öz güveninizi korumanın çok önemli bir parçasıdır. Ayrıca, günlük rutininizde özbakıma odaklanmak ve öncelik vermek, evde daha sakin ve güçlü hissetmenize yardımcı olabilir. Bir narsistle yaşarken, kendinizi sık sık rahatlatmaya çalışın. Sizi canlandıran ve enerji veren faaliyetlerle meşgul olun. Vücudunuza özen gösterin ve ona iyi davranın. “Kendinizi ne kadar onurlandırırsanız, başkalarının istismarına o kadar az göz yumarsınız” diyor uzmanlar. Meali ise “kendiniz sevin be dostlar”
  15. Değiştiremeyeceğiniz Şeyleri Kabul Edin
    Narsisizm sinir bozucu olabilir ve sevdiğiniz kişiyi değiştirebilmeyi isteyebilirsiniz. Ancak, davranışlarını kontrol etmeye veya iyileştirmeye çalışmak genellikle geri teper ve sizi çaresiz hissettirir. Kabullenme, söz konusu durumdan hoşlanmak anlamına gelmez. Bu sadece, durumun bu şekilde olduğunu ve bunu değiştirmenin sizin kontrolünüz dışında olduğunu kabul ettiğiniz anlamına gelir. Yani fazla zorlamaya gerek yok ama kendinizi korumayı da öğrenin.
  16. Sosyal Destek Arayın
    Düşmanca bir yaşam ortamı izole edici gelebilir. Ancak, destek aramak ve ev dışında sağlıklı ilişkiler kurmak sağlığınız için çok önemli olabilir. Narsistik davranışla ilgili bilgileri nasıl açıkladığınıza dikkat edin. Örneğin, ortak arkadaşlarınız varsa, söylediğiniz her şeyin o arkadaşınız tarafından paylaşılma riski vardır. Grup terapisi; özellikle aile içi şiddet, narsistik istismar veya sağlıklı ilişkilere odaklanan bir grup bulursanız size destek sunabilir. Buna ek olarak, “gruplar” benzer düşünen bireylerden onay ve teşvik almak için büyük bir fırsat sağlar.
  17. Terapiyi Değerlendirin
    Narsistik istismar korkutucu ve duygusal olarak yorucu olabilir. Terapi, narsistik istismardan sonra iyileşme aşamalarına başlamanıza yardımcı olabilir. Profesyonel destek, narsistlerle ilişkilerde yolunuzu bulmanız için size rahatlama ve rehberlik sunar. Bu konuda narsistik istismar, aile içi şiddet veya karmaşık travma tedavisinde deneyimli bir terapist seçmek tercih edilebilir.

Bir narsistle yaşarken, bireysel terapi muhtemelen en iyi seçeneğinizdir. Eşlerden biri diğerini aktif olarak istismar ettiğinde “evlilik danışmanlığı”nın genellikle tavsiye edilmediğini unutmayın. Ne yazık ki, istismarcılar söylenenleri eşlerine zarar vermek için kullanabilirler. Ayrıca bir “profesyonele” evde olduklarından çok daha farklı görünebilirler. Bu nedenle, çift danışmanlığı istemeden yarardan çok zarara neden olabilir.

Narsist Biriyle İlişki İçinde Olmak
Bir narsist ile yaşamak şüphesiz güvenlik hissinizi, öz saygınızı ve genel yaşam kalitenizi etkileyebilir. Bir narsistle uğraşmak veya onun narsistik istismarıyla başa çıkmak için çok zaman harcayabilirsiniz. Ne yazık ki, narsistik kişilik bozukluğu olan kişiler en çok sevdiklerine ve partnerlerine zarar verme eğiliminde oluyorlarmış. Bir noktada, sizi kontrol etmeye veya manipüle etmeye devam edebileceklerine inanabilirler. Dahası, geçmişte bu davranışlarına izin verdiyseniz, muhtemelen aynı zehirli davranışları ve narsistik ifadeleri kullanmaya devam etme konusunda istekli olacaklardır. Bir süre sonra duygusal yıkım, kısır bir döngüye dönüşür diyor uzmanlar.

Ne Zaman Ayrılmalı
Bir ilişkiden ayrılmak için uygun bir nedene ihtiyacınız yoktur. Yolunuza devam etmeye karar vermeniz için rahatsız edici bir durumun tırmanması veya belirli bir eşiğe ulaşması gerekmez. Bununla birlikte, size, çocuklara veya diğer hane üyelerine yönelik herhangi bir cinsel veya fiziksel istismar ciddiye alınmalıdır. Maalesef bu tarz sorunlar nadiren düzelir ve genellikle zamanla daha da kötüleşir. Böyle bir istismar söz konusuysa, ayrılmak için bir güvenlik planı yapmayı düşünmenin zamanı gelmiştir diyor uzmanlar.

Bir Narsistle Yaşadıktan Sonra Nasıl İyileşilir?
Bir narsistle yaşadıktan sonra kendinizi iyileştirmek göründüğü kadar basit değildir. Narsistik manipülatif taktikler, öz saygınızı ve öz değerinizi geri dönüşü zor olacak şekilde zedeleyebilir. Ne yazık ki, sizi destek ağınızdan izole etme eğilimleri de ele alınması gereken bir yara bırakır diyor uzmanlar. Narsistin egosuyla(*) bu kadar uzun süre ilgilendikten sonra, kendi huzurunuza odaklanmak garip gelebilir, ancak iyileşmek için yapmanız gereken şey budur.

İşte bir narsistle yaşadıktan sonra iyileşmeye başlamanın bazı yolları:

Günlük tutmayı deneyin: Bazen düşüncelerinizi anlamlandırmak zor olabilir. Duygularınızı ve deneyimlerinizi yazmak, olayları daha objektif bir şekilde ele almanızı ve görmenizi sağlarmış.
Yeni arkadaşlıklar kurun: Sosyal destek, psikolojik esenliğiniz için çok önemliymiş, bu nedenle gerçek benliğinizi bilen ve sizi bağımsız ve benzersiz olarak gören arkadaşlar aramalıymışsınız.
Flört etmeye ara verin: Narsistik ilişkilerin en zarar verici yönlerinden biri, normal bir ilişkiye bakış açınızı çarpıtmasıymış. Öz saygınızı ve öz değerinizi yeniden kalibre etmek için kendinize biraz zaman tanımalıymışsınız. Bu şekilde, yeni bir ilişkiye daha objektif bir bakış açısıyla girebilirmişsiniz.
Sonuç Olarak

Bir narsistle yaşamak zor olabilir, ancak “farkındalık, başkalarıyla bağlantı ve sağlam sınırlar” durumunuzu önemli ölçüde iyileştirebilir. Bir terapistle çalışmak da kendinizi desteklenmiş hissetmenize yardımcı olur.

Gelelim yazının benim açımdan değerlendirmesine.

Şiştim… Okurken de, yazarken de şiştim. Yazının başında sert kahve demiştim ama yazının sonunu alkole bağlamadan getirmek mucize oldu. Yazsam bir bu kadar daha yazarım, başta da dediğim gibi, dibi yok bu konunun. Her vaka kendine münhasır ama ortak özellikler değişmiyor.

Kısaca 17 madde sıraladım, ancak bu kadar eleyebildim, belki hiç eleme yapmadan hepsini yazmak lazımdı ama bu kadar uzun bir yazı olması bile okunabilirlik açısından zorlu olacak kesin.

Önemli nokta, hayatınızdaki narsist her kim olursa olsun, öncelikle tanı konması gerekiyor, kabullenmeniz gerekiyor ve kendi ruh sağlığınız için ciddi önlem almanız gerekiyor. Eğer bu kişi eşinizse, sevgilinizse, arkadaşınız ise işiniz bir nebze kolay, baktınız olmuyor, düzelmiyor size zarar veriyor uzaklaşırsınız, ayrılırsınız.

Ama bu anne, baba, kardeş ise bir yere kadar mesafe koyarsınız. Ya evladınız ise? O zaman mücadele etmek zorundasınız. Mücadele edebilmeniz için de narsizmin ne olduğunu çok iyi bilmeniz gerekiyor ve bu süreçte bana göre ciddi psikolojik destek, yardım almanız gerekiyor ki ruh sağlığınızı koruyabilesiniz.

Şimdi, yazının başına dönelim. Hani şu 7 madde vardı ya? Not alın demiştim… Şimdi o nota bir göz atın bakalım ne çıkacak…

Bir önceki yazım olan EGO – Erken Gelen Oturur! da olduğu gibi, bu araştırma yazımda yer alan bilgilerin doğruluğunun kontrolu Psikolog Leyla Kutlay Aydınoğlu tarafından yapıldı. Zaman ayırdığı için ve değerli katkılarından dolayı sonsuz teşekkür ederiz.

Dip Not

Petabayt (PB) bilgisayarlarda kullanılan, veri büyüklüğü birimidir.
Bu yazıda yer alan EGO anlam bakımından doğru ifade edilmemiştir aslında. Kaynak olarak kullanmış olduğum yazılarda bu şekliyle geçtiği için dokunmadan aynen aldım. EGO’nun aslında kötü bir şey olmadığını ve gerçekte ne olduğunu anlatan yazımızı okumanızda fayda var. Yazıda geçen egoların yanına (*) ifadesi bu sebepten dolayı yerleştirilmiştir. Detay için ↩︎


Kaynaklar
1 – Narcissistic Personality Disorder
2 – 9 Signs of Narcissistic Personality Disorder
3 – 17 Tips for Living With a Narcissist
4 – All About Narcissistic Personality Disorder
5 – Narcissistic Personality Disorder


Buraya kadar sıkılmadan okuduysanız o zaman yazıyı değerlendirmeyi ve görüşlerinizi paylaşmayı unutmayınız.

EGO – Erken Gelen Oturur!

EGO – Erken Gelen Oturur!

Ankara Elektrik, Havagazı ve Otobüs İşletme Müessesesi veya nam-ı diğer Erken Gelen Oturur. Bilmeyenimiz yok gibidir, en azından Ankara’ya yolu bir kaç kez düşmüş, Ankarada okumuş, doğmuş, yaşamış herkes bilir EGO’yu.

Ama yazımızın bununla hiç alakası yok.

Ete, kemiğe bürünmüş EGO’lardan bahsedelim biraz. Hatta bunların katmanlarına kadar inelim ve tanıyalım neymiş bu EGO.

Freud abimize göre üçe ayrılıyor ego.

  • Alt bilinç (İd)
  • Benlik (Ego)
  • Üst Benlik (Süperego) 

İD – Alt Benlik, içimizdeki doyumsuz hayvanmış mesela.  Kendisini yalnızca ihtiyaçlara göre ayarlayan, eleştiri kabul etmeyen, güdüsel, durdurulamayan yanımızmış. Freud abimiz, örneklemesinde “cinsellik, saldırganlık, açlık, kin” ve bunun gibi şeyleri sıralamış ve ekleyerek “bu yönü ağır basan birey vicdan olgusundan yoksundur” demiş.

Benlik (Ego), bilincin orta aşaması olarak izah ediyor Freud abimiz. Doğa ya da çevre ile İD – Alt Benlik arasında bir denge unsuruymuş. Çevrede ya da doğada bulunan maddelerin uygunluğunu yine tarafsız bir zeminde kontrol edip, bu nesnelerin uygun olup olmadığını belirlermiş. Aynı zamanda eleştiri yapan bölüm olup, güdüleri durdurma ile ilgilenirmiş. Örneğin alt bilinç olarak izah edilen id acıktığı zaman hemen bir şeyler bulup yemeyi amaçlarken, benlik (ego) bunun daha uygun bir zamanda olması veya olmaması gerektiğini hatırlatıp onu dizginlermiş, Freud abimizin dediğine göre.

Üst benlik (süperego), kural ve değerler bütünlüğü içinde insana yön veren bölümmüş. Bu bölüme vicdan da denilebilirmiş. Daha çok emir ve yasaklara göre bir yol belirlermiş. İyi ya da kötüyü birbirinden ayırmaya başladığımız süreçlerde gelişir ve olgunlaşırmış. Zamanla aile, anne ve baba, çevre, okul, din, geleneklerden öğrendiklerimizi içselleştirip, bizim değer ve kurallar bütünlüğümüzün oluşmasına yardım ediyormuş.

Freud abimiz diyor ki “bu üç temel bilinç şekillenmesinin belli düzeylerde bizlerde yetersiz olması gerçekten iyi olmaz.

İnsan, düşünen bir varlıktır, zararı önceden hesaplayabilecek, sonradan öğrenebilecek bir yapıya sahiptir. Kimi bunun Allah vergisi olduğuna inanır, kimi de Freud abimiz gibi Evrim Kuramı’ndan kaynaklandığına.

Ama, her ikisininde de ortak olgu vicdandır sevgili dostlar VİCDAN.

Çevremizde, kendisini anlayışlı, empati yeteneği yüksek, sevecen, düşünceli, artık Allah ne kadar iyilik verdiyse hepsine sahip gören, melekcikler gibi dolaşan insanları hatırladıkça, içimizdeki hayvanı temsil eden İD’e biraz daha yer vermek gerekiyor gibi geldi.

İd, kişiliğin doğuştan var olan tek bileşeniymiş ve kişiliğin bu yönü tamamen bilinç dışıymış.

İçgüdüsel ve ilkel davranışları içermesini bir tarafa bırakın, daima haz ilkesi ile hareket ediyormuş. O içimizde ki aç hayvan “İD”; tüm arzuların, isteklerin ve ihtiyaçların anında tatmin edilmesi için çabalayan (bilimsel tanımlaması) “haz ilkesi” olan ama bence “arsızlık” tarafından yönlendiriliyormuş.

Bu yönüyle haz ilkesi “ARSIZLIK” çerçevesinde hareket eden gerçek dışı ve mantık dışı istek ve arzuları içeriyormuş.

Aynı zamanda bireyin içsel dürtülerinin, her ne pahasına olursa olsun derhal doyurulması konusunda ısrarcı da oluyormuş. Başka bir deyişle, herhangi bir fiziksel ve toplumsal sınırlamayı dikkate almaksızın, yalnızca kişisel tatmin sağlayacak şeylerle ilgilenirmiş.

İdin, kişiliğin doğuştan var olan bölümü olduğunu daha önce söylemiş miydim?

İdin işleyişi ile ilgili en iyi ve en belirgin örneklerle bebeklerde karşılaşılmaktaymış. Bebekleri gözlemlemeyen yoktur herhalde, belli bir aydan sonra bebekler, herhangi bir nesneyi gördüklerinde onu almak isterler değil mi? Elleriyle tutmak için o nesneye uzanırken, gerçeklik ilkelerine henüz yabancı olduklarından, kendilerine zarar verebilecek bir durum oluşup oluşmayacağına dair algıları oluşmamıştır, yalnızca idden gelen dürtüleri tatmin etmek üzere hareket ediyorlarmış. Birey büyüdükçe devreye başka değişkenler girmeye başlıyor. Bunları ego ve süperegonun oluşmaya başlaması olarak da açıklıyor psikoloji bilimi.

Amma velakin, devreye giren değişkenlerle birlikte, idden gelen dürtüler yok olmadığı gibi, yalnızca farklı biçimlerde gün yüzüne çıkıp, hayatımızı renklendirmek üzere nevi şahsına münhasır bireylerin kontrolü altında yeri ve zamanı geldiğinde kulanılmak üzere, beynin asla örümcek ağı tutmamış, özenle tozu alınmış, cilalanmış raflarında hazırda tutulurmuş.

Bir yazıyı kaleme almadan önce uzun araştırmalar yaparım, farklı uzmanların yazılarını okur, yabancı kaynaklar bu konuda ne diyor bakar, kafamda şekillendirir sonrasında kaleme almaya başlarım. Öyle ki, bilgi kirliliğinin had safhada olduğu günümüzde günlük haberleri bile farklı kaynaklardan araştırır doğruluğuna ya da asparagas olup olmadığına karar vermeye çalışırım.

Kaleme aldığım bu yazı; yerli, ve yabancı kaynaklardan ortalama 8-10 saatlik okuma, 15 saatin üzerinde araştırma sonrasında yazı için harcanan bir kaç saatin sonucudur. Okuduklarımdan ve dinlediklerimden çıkarttığım neticeyi de sizlerle paylaşayım.

Alt Benliği (İD), Benlik kontrol ediyor. Benlik (EGO) ise Üst Benlik (SÜPER EGO) tarafından kontrol ediliyor yani VİCDAN.

Eğer bir insan VİCDAN’ını kaybetmişse geriye o insanın içindeki doyumsuz hayvan kalıyor.

Biraz daha ileriye gideyim ve şunu da ekleyim, o doyumsuz hayvanın kontrolü kaçtığı zaman da ortaya Narsistik Kişilik Bozukluğu çıkıyor.

Hani kendini çok beğenen ve sadece kendine öz saygı ile aşırı ilgilenmenin olduğu bozukluk. Bilim insanlarının Narsistik Kişilik Bozukluğu tanımıdır bu benim değil.

Belirtileri gözümüzün önündedir ve çok basittir ama kimseye konduramayız nedense ama hepsi birer gerçektir. Aklınızda olsun “üstünlük duygusu, beğenilme gereksinimi, kendini karşısındakinin yerine koyamama, küstahlık” temel belirtilermiş. Temelde anne ile çatışmalar yatarmış. Tedavisi zormuş. Psikoterapi kullanılırmış.

YANİ, NARSİST BİR KİŞİYİ TEDAVİ EDEMEZSİNİZ.

Uğraşmayın, topuklarınızı vurdura vurdura koşarak uzaklaşın yanından.

Haydi selametle. .)

Dip Not…Bu yazıyı hazırlarken edindiğim bilgilerden yola çıkarak, yazının bazı bölümlerinde ve son bölümlerinde kişisel tespitlere de yer verdim. Doğru bilgi aktarımının önemine gönülden inandığım için sizlerle paylaştığım bu bilgilerin ve kişisel tespitlerimin doğru olması gerekiyordu. Bu sebeple, yazı yayına alınmadan önce, bu alanda uzun yıllar çalışmış ve binlerce danışanına rehber olmuş Psikolog Leyla Kutlay Aydınoğlu tarafından kontrol edildi ve bilimsel bilgilerin ve kişisel tespitlerimin doğruluğu onaylandı. Zaman ayırdığı için ve değerli katkılarından dolayı sonsuz teşekkür ederiz.





Kaynaklar